FETÖ VARİ YÖNTEMLERE İTİBAR EDİLMEMELİ

Değerli okurlarım, ne yazık ki FETÖ belasından kurtulsak da, FETÖ’nün ülkemize soktuğu şer yöntemlerinden bir türlü kurtulamadık. Fotomontaj görüntüler, özel hayatın kanunsuzca izlenmesi ve bu yollarla şantaj yapılması ne yazık ki Türkiye’de art niyetli insanlar için yol haline geldi. Hatırlarsanız bu durumun son kurbanı da Kuşadası Belediye Başkan Yardımcısı ve Meclis Üyesi Oğuzhan Turan olmuştu. Görevini layıkıyla yerine getirmeye çalışan Turan, internete sızdırılan sahte görüntülerle sindirilmeye çalışılmıştı. Cumhuriyet Halk Partisi ne yazık ki bu duruma alışık. Çünkü partinin genel başkanı Deniz Baykal da FETÖ’nün bu tür bir  oyunu nedeniyle istifa etmişti. Ancak Turan, bu çirkin oyun sonrasında dik durmayı başardı. Benim gibi yalnızca doğruları kaleme almayı kendisine yaşama amacı bilmiş onuru gazeteciler için bu durum, sessiz kalınabilecek bir durum değildir. Evet siyasetçiler, ahlaken topluma örnek olması gereken kişilerdir. Eğer bu görüntüler doğru ise Oğuzhan Turan’ önce ben ifşa ederim. Ancak sahte görüntülerle, şantajlarla bir siyasetçi yıldırılmak ve karalanmak isteniyorsa da o kişiyi korumak ve doğruları yazmak benim görevim. Yazımın başında da dediğim gibi, FETÖ’nün ülkemize soktuğu bu kirli oyunlar nedeniyle yakın geçmişte genel başkanını kaybeden Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu konu karşısında sessiz kalmak yerine, Sayın Oğuzhan Turan’ı savunması gerekir. Görüntüleri uzman bir ekibe inceleterek sahte olduğunu ortaya koymak ve Turan’ı savunmak, CHP Genel Merkezi’nin görevidir. Zira Sayın Turan’ın da beyan ettiği gibi bu çirkin iftira, Turan’ın belediyede usulsüz işler yapmayı ret etmesi nedeniyle gerçekleşti. Birileri bu çirkin iftirayı gündeme getirerek partiyi ve Kuşadası Belediyesi’ni zan altında bırakmaya çalışırken, partinin ve belediye yönetiminin sessiz kalması, kesinlikle bu çirkin iftiraları kabul etmek anlamına gelebilir. O yüzden dolayı, asla sessiz kalınmamalı ve üzerine gidilmeli. Vatandaşlarımız da her izlediğine inanmamalı ve olayın aslını öğrenmeden galeyana gelmemeli.

SESİMİ DUYAN VAR MI?

1999 yılında meydana gelen ve tüm ülkeye, hala atlatamadığımız bir travma yaşatan Marmara depreminden geriye, hala kulaklarımızda yankılanan bu sesler kalmıştı. ‘Sesimi duyan var mı?’ Ne yazık ki İzmir’imize kabusu yaşatan 6.6’lık deprem sonrasında yine aynı sesleri bol bol duyduk. Çok şükür ki 6.6 şiddetindeki deprem tüm şehri yıkacak büyüklükte bir deprem değildi. Buna rağmen bazı binaların yıkılmış olması, ne yazık ki gene insan faktörünü ortaya koyuyor. Değerli okurlarım, müteahhitlerin kalitesiz malzeme kullanması, demirden ve betondan çalması, bu tür depremlerde binaların yıkılmasına neden oluyor. Bir diğer neden ise binaların zemin katında, taşıyıcı kolonlarından birinin kesilmesi. Evet yanlış duymadınız, resmen taşıyıcı kolonlardan biri kesiliyor. Gerekçe ise apartmanların zemin katının dükkan olarak kullanılması ve dükkanın genişletilmek istenmesi. İnsanın kendi kendisine yaptığı kötülüğü hiç kimse yapmıyor hakikaten. Sonrasında ise böyle o binalar yıkılıyor ve göçük altında kalan vatandaşlarımızı kurtarabilmek için aynı sesler yankılanıyor. ‘Sesimi duyan var mı?’