Değerli okurlarım

Değerli okurlarım ve Torbalı halkı,  Torbalılı Milletvekilimiz Atilla Kaya’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’e karşı ithamlarıyla ilgili yazdığım son köşe yazımın ardından en az 20 telefon aldım. Arka arkaya çalan telefonların diğer ucundaki vatandaşlar, Atilla Kaya’yı eleştirdiğim gerekçesiyle bana hakaret ve tehdit içeren epey cümleler kurdular. İçlerinde çapulcu diye tabir ettiğimiz kişiler de vardı, Torbalı’da saygın konuma sahip insanlarda vardı. Çapulcularla zaten muhatap olmam onlar istediklerini söylesinler, saygın insanlara gelince onlar da hakaret etmezler. Hakaret etmediler ama tehditvari her söylemlerini hatırlıyorum. Ne oluyoruz yahu beyler? Farklı seslere, farklı sözlere bu kadar mı tahammülsüz oldunuz? Herkes sizin maaşlı kaleminiz olup sizin istediğinizi mi yazmak zorunda? 

Öncelikle ben köşe yazımda Sayın Kaya’yı incitecek bir şey yazmadım, iddialarının doğru olmadığını yazdım. Ancak Torbalı’da Ak Parti kanadı, bir anda partinin tüm başarısızlıklarından beni sorumlu tuttu. Sanki Adnan Yaşar Görmez başarısız belediye başkanı olduğu için değil de ben gazetecilik yapıyorum diye belediyeyi kaybettiler. Sanki seçim döneminde ‘Adnancı, Özgürcü, Atillacı, Vahapcı’ diye dörde ayrılıp dağıldıkları için seçim kaybetmediler de ben köşe yazıyorum diye kaybettiler. Sanki dönemin İlçe Başkanı Hasan Akbıyık Torbalı’da parti üyesi olan geçmişte aktif görev yapmış olan herkesi kırdığı, küstürdüğü ve hatta dışladığı için seçim kaybetmediler de ben doğruları yazıyorum diye kaybettiler. 

İsmail Uygur’un seçimi kazanarak belediyeyi geri almasının en büyük mimarı ‘Adnancı, Özgürcü, Atillacı, Vahapcı’ olarak dörde bölünen Ak Partililerdir. Gurur duyun kendinizle beyler, İsmail Uygur sizin sayenizde, tüm kötü imajına rağmen ve hiç seçim çalışması yapmadan yata yata seçim kazandı. Bu başarı Torbalı Ak Parti teşkilatının başarısıdır. 

Siz gazetecileri tehdit etmeyi sayıp sövmeyi bırakın da hatalarınızdan ders alın. Gördüğüm kadarıyla alınan en büyük ders, Hasan Akbıyık’ı görevden alıp onun gibi olmayan birini göreve getirmek olmuş. Selman Günaydın çalışkanlığıyla dikkat çekiyor ve basınla da arası geçmişten beri çok iyi. O ve onun gibi adamlar partiye yeniden güç kazandıracaktır. Ancak parti içindeki bu ‘Adnancı, Özgürcü, Atillacı, Vahapcı’ güç çekişmesi bitmezse, Sayın Günaydın’ın da işi zor.